Bir tufana benzer senin aşkın...Öylesine güçlü ve dokunulmazdır sevdan. İçinde olmayanları korkutan ve içindekilerin nasıl tarif edileceklerini bilemediği...Sessiz okyanusları hatırlatır bana senin için çarpan yürekler. Sapsarı bir güneşin altında sessiz ve huzur dolu uyur. Bazen bu huzur, tozu dumana katan bir lacivert fırtına olur bozulur.
"Ulaştım" dediğin an da yada "Ellerimle tuttum işte" diye sevindiğinde, birden ellerinin arasından kayıp gidiveren ve sonra da yeni baştan yakalamaya çalıştığın bir sevda... Karşılıksız, beklentisiz öylesine içten ve öylesine derin sadece sevgiyle yüklenilmiş tanımsızlığını "sevda"diye tanımlayabildiğin...
Gün olur bir başarının peşi sıra çıkan "kopya sevdalılar"olur senin aslını görmeden sadece yansıyan aksine sevdalanmışlar. O ateş ve o yangın yüzlerine hiç vurmamışlar. O deprem sarsmamıştır aslında onları en bela duyguları yaşamamışlardır ve o heyecan dolaşmamıştır damarlarında ama nedendir bilinmez her zaman en önde yer alırlar sana en çok sevdalandıklarını ispat için... Oysa yüreklerinde ki sevdası sadece Fenerbahçe olanlar yüreklerini ölüme götürürken, ona kurban ederken bile sevdalarının büyüklüğünü anlatamazlar...
İnsanlar gelir geçer, günler gelir geçer, kupalar, maçlar, yıllar her şey gelir geçer de bir sevdan gelip geçmez işte...İlk gün gibi çocuksu durur yürekte... Dert olur, gözyaşı olur, sevinç olur, hüzün olur, umut olur, mutluluk olur. Sonunda bir bakmışsın hayat olmuş, hayatın olmuş. Bir varmış bir yokmuş derken döner de bakarsın maziye sana geçmişten gülümseyenleri görürsün ve bir bakmışsın sen de o mertebedesindir artık gülümsersin geriden gelenlere ki onlar gelecekte senin gülümsemeni geçmişte kalan bir Fenerbahçe sevdalısı diye görene dek...
Fenerbahçe'yi Fenerbahçe sevgisini anlatmak mı? Seni niçin, neden ve nasıl anlatacağım ki? Türkçe de "sevda"kelimesinin karşılığının "Fenerbahçe" olduğunu bilmeyenlere... Sahiden sevda dendi mi aklına Fenerbahçe düşmeyene neyi anlatacaksın ki... Hadi uğraştın, çabaladın, anlattın diyelim o senin anlattıklarının ne kadarını anlayacak ki?
Rezil olurcasına sevmemişse bugüne kadar, şöyle kana kana su içmemişse çeşmeden, mahallesindeki fırının önünden geçerken duymamışsa ekmekteki emeğin kokusunu yada tutmamışsa hiç tanımadığı bir insana bir dal sigara yaşamamışsa paylaşmayı veya bir caddenin ortasında asılı duran sarı lacivert bayrağa sevgi dolu bir bakışta "Bu memleket benim" dememişse, hüzünlü ve yorgun bir haftanın ardından yarın maç var diye eli ayağı dolaşmamışsa sahiden neyi anlatacaksın?
Sahaya çıktığında o sarı lacivert formanın manasını, atılan bir golde yanındakine sarılmanın anlamını ya da binlerce kişiyle bir türküye eşlik etmenin tarifini... Sıradan bir günün içerisinde Fenerbahçeliyi Fenerbahçe'yi anlatan bir işaret gördüğünde sahiplenme duygusunu...Binlerce Fenerbahçelinin arasında kaybolmanın verdiği sonsuz huzuru...Anlayacak mı?
Aslında seni senden olmayanların, anlamaması demektir Fenerbahçe... Ve Fenerbahçe'dir seni diğerlerinden farklı kılan, seni sıradan olmaktan kurtaran...Fenerbahçeli olmak "Ayrıcalık" değildir aslında "Ulaşılmazlıktır". Fenerbahçe sevgisi tarifsizliktir.
Bazen kolaya kaçarız yaşadığımız olaylarda ki duyguları anlatırken kısaca "Anlatılmaz yaşanır" deriz ya, yine de konu Fenerbahçe olunca eksik kalır bu tarif çünkü Fenerbahçe aslında "Anlamın da, Yaşamın da ta kendisidir". Hayat onunla anlamlıdır ve onunla birlikte sonlanır çünkü "Fenerbahçe" hayatında ki tek gerçeğin tanımıdır...
Ali KUTAY
|