Olmuyor böyle... Farklı bir şeyler olmalı... Bu Fenerbahçe’yi kabullenemedik, böyle bize bir tuhaf geliyor. Ne bileyim sanki asıl Fenerbahçe bize bol geliyor .
Hani bize uyması için gidip Eskişehir’den 4, Antep’ten 5, Aydın’dan 6 yemek mi lazım? Sonra sevinmek için ertesi maçta ise 1-0 falan galip gelmek falan
Yoksa Galatasaray Beşiktaş kafaya oynarken ligi 6 ncı bitirmek mi?
Ne o öyle disiplinli futbolcu falan kardeşim alınan kötü sonuçlardan sonra kadro dışı bırakılan oyuncular lazım bana… Hocayla kavga eden kampı terkeden, ülkesinden dönmeyen kaçıp giden oyuncular lazım bana... Merak etmeliyim ben kalanlar ne yapacak diye?
İkide bir gazete manşetlerinde kovulan antrenör veya antrenör kovan yönetici demeçleri lazım bana olmuyor böyle… Ne o iki sene üst üste Şampiyon yapmış, Türkiye Kupasında final ve yarı final oynatmış, şu an ki ligin namaglûp lideri üstelik Fenerbahçe'nin Profesyonel 1. Lig Tarihinde bugüne kadar arka arkaya en çok galip gelme rekorunu kırmış hoca. Heyecan yok birader, macera yok... Alışmamışım ben böyle şeylere…
Ne o geçen sene 9 puan topla senden başka hiçbir Türk takımının evinde yenemediği S.Prag’ı yen. Yine hiçbir Türk takımının yenemediği M.United’i Şampiyonlar Liginde hem de bugüne kadar yenildikleri en farklı skoruyla yen. Sonra git, geçen sene ŞL de yarı final oynamış PSV’yi yen, Almanya Şampiyonluğunu kaçırmış Schalke’yle berabere kal milleti umutlandır. Sonra Milan’a yenilerek kendini affettir. Olmuyor böyle… Farklı bir şeyler olmalı artık…
Yok yok Şampiyonlar liginde 0 çekmek lazım ya da ön elemede elenerek katılamamak. Ne bileyim Sigma’dan 7 mi yemek lazım ya da MTK gibi bir takıma elenmek gibi bir şeyler lazım. Yok yok Milan’dan 4 yemekle olmaz bu işler…
Huzursuz futbolcu lazım bize, ilk yarı bitmeden giden hoca lazım ya da her kongrede değişen Başkan ve yönetim lazım bize… Yoksa ne yazacak gazeteler, ne söyleyecek yorumcular, biz ne okuyacağız, ne dinleyeceğiz.
Gerçek Taraftar kalkmalı ayağa artık bağırmalı “Seyirci İstifa”…
Görünen köy kılavuz istemiyor. Fenerbahçe de bu sene görevini yapmayan tek kesim var “Seyirci”…
Bir elde düdük bir elde çay bardağı ne o takımı destekleyeceğiz. Nasıl destekleyeceğiz. Top bizdeyken çayımızı içeceğiz futbolcumuz topu kaybettiğinde ah vah falan protestomsu homurdanmalar (ki bu bir hastalıktır bulaştı mı kolay kolay çıkartamazsınız tribünden) top rakibe geçince düdük çalacağız. Böylece çok iyi ve profesyonelce destekleyeceğiz…
Efendim Lig maçında zaten yokmuşuz da bağırmıyormuşuz. Ne bağıracağım kardeşim Fenerbahçe Türkiye’ye extra large biz bağırsakta alır maçı bağırmasak da. Hem ne gerek var düdük var ya Rahmetli Kemal Sunal’ın Bekçiler Kralında ki gibi çalarım olur biter. Düüüt… Düüüüt… Düüüüüt...
O günlerde Antunun manşeti geliyor da aklıma acaba işin doğrusu “Bu Fenerbahçe bize bol mu geldi” ne? diye düşünüyorum.
Sahiden siz hayatınızda hiç üç sene üst üste şampiyonluk gördünüz mü? Ya ağabeyiniz? Ya babanız? Ya dedeniz? Ya Fenerbahçeli olupta gören var mı? Var mı geçmişte böyle bir takım? Var mı geçmişte böyle bir hoca? Var mı geçmişte böyle bir yönetim? Var mı geçmişte böyle bir Başkan?
Yok mu? Madem yok bundan sonra da olmamalı di mi zaten… İki maçla çekmeliyiz ipini kimi yakalarsak artık. Peki ya üç sene öncesini hatırlıyor muyuz? "Ne olmuştu ki" Değil mi?
Asıl "Ne olacak bu Fener'in hali?" diye neden kimse bana sormuyor birader? Neden rakip takım arkadaşlarım telefonlarımı çaldırmıyor? Neden geçmiş olsun mesajları atılmıyor. Ömrü bu soruyu duymakla geçmiş biri olarak yapmayın ben alışkın değilim böyle şeylere. Olmuyor böyle...
Unutmadan önümüzde Galatasaray kupa maçlarımız varmış. Hani adamların Başkanı, yönetimi, camiası, hocası, futbolcusu, taraftarı bir haftadır varlık-yokluk, ölüm-kalım, tamam-devam v.b. olarak gördükleri ve öyle hazırlandıkları maçlarmış.
Hafıza işte çabuk unutuyor. Kadıköy dışında Galatasaray’la en son oynadığımız kupa maçı kaç kaç bitmişti? Ama biz üç sene öncesini daha hatırlayamıyoruz onu nereden hatırlayacağız değil mi?…
Ali KUTAY
|