SAKURA

Ali KUTAY

Maksat Fener'e Gol Olmasın!...



Bağlantılarım


» Ana Sayfa
» Profilim
» Site Haritası

Diğer Bloglarım


» Fenerbahçe
» Ali KUTAY
» SAKURA
Mail Listemize Üye Olun
Mail List Fenerbahçe


100 ncü Yıl Marşı Kıraç






Yazılar


» Bir baba hindi
» Bir şarkısın sen
» Mediha
» Fenerbahçe Forması
» 1985 Kan Gölü -1-
» 1985 Kan Gölü -2-
» 1985 Kan Gölü -3-
» Yoğurtçu Parkı
» Başarı ve Zeka
» Bütün Yazılar


MP3 ler


» Fenerbahçe Marş ve Şarkıları(mp3)
» Fenerbahçe Tezahüratları(mp3)
» İnanın Çocuklar mp3




Video ve Klipler


» 2005-2006 Klipler
» Bir baba hindi
» Video ve Klipler
» 2005-2006 En Güzel Goller
» Hakem Hataları




Wallpaper


» Duvar Kağıtları (1)
» Duvar Kağıtları (2)



Fenerbahçeli Yurtsever Yazılar


» Yazmasam olmazdı
» Asla Unutmayacağız
» Cumhuriyeti Sevmek
» Davul
» Eskiden Fenerbahçe






      SAKURA






























 
 

Son Yazım Antu Haftanın Konusu "Aklım Doğru, Yüreğim Yanlış"

 

Son yazdığım yazı Fenerbahçe taraftarının resmi sitesi www.antu.com da Haftanın Konusu oldu. Siz de konuya yorumlarınızla katılabilirsiniz. 

 

 

 

Yeni sezon uygulamalarımızdan biri olan, "haftanın konusu topiği" bu hafta, geçen yılın Antu Üyesi ödüllüne sahip olan duayen üyemiz Sakura tarafından açıldı. Topiğin adı; Antu Ana sayfa konusu: "Aklım Doğru, Yüreğim Yanlış"... Son günlerde Ülker ile yapılan sponsorluk anlaşmasının taraftarlarımız üzerinde yarattığı etki temelinde, bir taraftarlık tanımı, özellikle Fenerbahçe taraftarlığı tanımı üzerinden, Endüstriyel futbolun romantik taraftara etkisi üzerine analizler yapılan bu güzel yazı, bu haftanın gündemini oluşturuyor. Siz de, topiğe görüşlerinizi yazarak katılabilirsiniz. İşte Sakura'nın topiğe attığı ilk mesaj:

"Aslında Fenerbahçe Taraftarının kafasını bugün en çok karıştıran konu yeni transferler değildir. Fenerbahçe'nin yüzyıllık alt kültüründen doğan kimliğine olan bağlılığın sorgulanmasıdır. Sportif başarı ile bir taraftar kitlesi yaratabilirsiniz (bunun örnekleri de mevcuttur) ama bir alt kültüre dayalı bir taraftar kimliği oluşturamazsınız. Bir başka deyişle sportif başarıyla ancak bir taraftar profili oluşturabilirsiniz ama bununla bir taraftar kimliği yaratamazsınız. Çünkü sportif başarıyı kaybettiğinizde yaratığınız taraftar profilini ki bu seyirciden öte olmayan bir kitledir kaybedersiniz.

Taraftar, alt kültüre dayalı olarak oluşmuş kimliğini büyük bir romantizm ile taşır. Zaten bu kimlik taşıyan romantizm sürekli kulübüne gelir sağlar. Romantizmi gereği karşılıksız sevdiği için verir. Önemli olan başarı değildir onun için kulübüne duyduğu sevgidir. Hiç bir başarı bu kimliğin ona verdiği hazzı, tatmini yaşatamaz ve hiçbir kupa da bu kimlik özdeşleşmesinin yerini tutamaz. Bu kimliğe sahip olmadan sportif başarıyla oluşan seyirci kitlesi kendisinin oluşumuna etken olan neden ortadan kalkınca kısacası başarısızlıklar ard arda sıralanınca dağılmaya başlar. Bunun da örnekleri mevcuttur. O yüzden takım tutmakla aynı takımdan olmak arasında bir fark vardır. Fenerbahçe taraftarının neredeyse çoğunluğu takım tutmaz sadece Fenerbahçelidir.

Taraftar ile seyirci arasında ki fark yani işin diğer yüzü ise aslında birçok kişinin görmek istemediği veya bazı mensupları ile yöneticilerin seyirciyi müşteri olarak değerlendirdiği sağlanan gelir konusudur. Romantikler kendilerini müşteri olarak görmezler. Müşteri değildirler oysa sportif başarıya endeksli seyirci başarıyı karşılıksız ister. O başarı varsa vardır. Takım kötü oynarsa başarı yoksa seyredecek bir şey yoktur. Kısacası kendisi müşteri olduğunu bilir ve müşteri gibi davranır. Amacı en ucuza kendisine en çok fayda sağlamaktır.

Romantik taraftar ise farklıdır. Müşteriliği kabul etmez ve kendisine bu tür yaklaşımları sindiremez. Onun için başarının önemi yoktur. O doğal bir romantizm ile takımını sevmektedir ve takım iyide olsa kötü de olsa ona karşılıksız vermeye taraftır. Bunu yapmakta onun için çok doğaldır çünkü verdiği zaten aslında ondan başkası değildir. Gelir sağladığı onun takımıdır ve kendisidir. Spor kulüplerinde gelir varsa ekonomik büyüme vardır. O yüzden seyircisi çok olan değil taraftarı çok olan kulüplerde ekonomik büyüme olur.

Sportif Başarı olduğu sürece gelen taraftar bir ölçüde gelir kazandırır. Ama başarıda sürekliliği sağlayamazsanız, taraftarı kaybedersiniz. Kaybettikçe gelirleriniz düşer. Romantizmi olmayan taraftarın takımı çok kötü durumdayken gelip kombine alacağını veya ürün kullanacağını düşünebilir misiniz? Bu geliri ancak alt kültürden gelen ve kimliği olan bir taraftar grubu yapabilir.

Nitekim Fenerbahçe daha üç beş yıl öncesinde futbol takımının en kötü sezonlarından birini yaşarken ürün satışlarında ki artışının sebebini araştırmak isteyen Real Madrid yöneticilerinin gelip kulüp gelirlerini incelenmesinin nedeni budur. Fenerbahçe taraftarı bir yüz yıllık alt kültürden gelmiştir. Bir kimlik sahibidir ve bu kimlik sportif başarıyla gelen bir kimlik değildir. Fenerbahçe taraftarının en küçüğüne bile sorsanız General Harrington Kupasını bilir. Kurtuluş Savaşında Fenerbahçe'nin oynadığı rolü bilir. Zaten kulübün kurulurken ki tüzüğüne baktığınızda Fenerbahçe'nin alt kültürünü daha kurulduğu gün belirlenmiş ve bu kimlik yüzyıl taşınmıştır.

Bugün birçok kulüp gelirlerini arttırmak için sponsorluk anlaşması yapmaktadır. Kimi isminin önüne sponsorun ismini almaktadır. Yimpaş Yozgatspor, Vestel Manisaspor, Pınar Karşıyaka gibi. Bu takımlardan bazıları ismi ile anılırken bazısı sponsorun ismi ile anılmaktadır. Mesela Manisaspor'un adı, sponsoru Vestel kadar pek kullanılmazken, Yozgatspor adı ise sponsoru Yimpaş'tan daha çok kullanılmaktadır.

Zaman ne gösterir bilinmez ama Fenerbahçe futbol takımının da bir sponsor anlaşması imzaladığını düşünelim. İsminin önüne veya arkasına o sponsorun ismi geldiğini, siz Fenerium'dan o formayı alır mıydınız? Eğer Şampiyonlar Ligi kupasını alacaksak alırım diyenler, zaman değişti günümüzde sponsor anlaşması olmadan büyüyemezsiniz diyenler olabilir ama hala o özdeşleşme ile ben o formayı almazdım diyenlerde olacaktır. Sonuçta geçmişten gelen bir kimlik vardır. Öbür taraftan ürün satışlarında ki, kombine veya diğer gelirlerde ki bu tür düşünenlerden dolayı kaynaklanan düşüş sponsor tarafından da karşılanabilir.

Ancak şu bir gerçektir ki kulübün artık kendi kaynaklarının bir kısmının nedeni olan romantizm ve amatör ruh kaybedilmiştir. Yani gelir olarak kısa vadede kayıp yok, kazanç çoktur ama uzun vadede ise daha önce romantizmden kazanılan gelire göre daha çabuk büyümüş sağlıksız bir kaynak görünümü vardır. İşler kötüye gitmediği sürece her şey yolunda olacaktır ama işler kötüye gittiğinde tribünde yıkım eskisinden çok daha büyük olacaktır. Üstelik romantiklerin de kalbi kırıktır.

Fenerbahçe adının başka bir isimle veya ekle anılması geçmişten gelen alt kültürünün oluşturduğu kimliğe uygun değildir. Fenerbahçe sevdalıların bir çoğu bu tür bir sponsor anlaşmasına sıcak bakmaz. Sanki yüreklerinin derinliklerinde ki bir yerlerde çok ince bir şeyler kopmuştur. Bunu kabullenmek, rakip takım seyircisi tarafından sürekli "Fenerliler neden bu kadar fanatik oluyor" diye sorulan Fenerbahçeli için, o kadar zordur ki ancak yine Fenerbahçeliler anlayabilir. Bu güne kadar tek başınalığı ve yalnızlığı ile herkese ve her şeye rağmen ayakta durabildiği için büyüklüğünün adı konulamayan Fenerbahçe ile kendini özdeşleştirmiş ve "Neden Fenerbahçelisiniz?" sorusuna verdikleri cevaplar bile insanları şaşırtan romantik taraftarının çokluğu böyle bir sponsor anlaşmasına alışmayı zorlaştırmaktadır.

Olayın diğer yandan bakış açısı ise sponsor anlaşması olmasa da Chelsea'dir. Rusya'dan gelip Roman Abramovich İngiliz Chelsea'yi aldığı zaman bütün taraftarlar isyan etmişti. Yapılan transferlerle Chelsea'ye gelen dünyanın en ünlü oyuncuları ilk önce taraftarı sakinleştirdi ve elli yıl sonra gelen şampiyonlukla bu isyan bir an da desteğe döndü. Kim bilir aynı durum Fenerbahçe taraftarında da yaşanacaktır. Bir bakmışsınız bizden çok daha muhafazakâr olan İngilizler gibi biz de bu değişime alışmışız. Yine de aklım doğru diyor olsa da yüreğim yanlış der. Çünkü romantikler için Fenerbahçe Ülker değildir sadece Fenerbahçe'dir."

 

 

Topiğe Ulaşmak için tıklayın

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 06:54, 22/7/2006
Yorum yaz

Konuya diğer arkadaşlar tarafından antu forumda verilen cevaplar

Muhder: Bu konu üzerine söylenecek çok şey var aslında. Ki söyleniyor da zaten. Fenerbahçe sadece Fenerbahçe değildir. Kuvvacı Fenerdir Fenerbahçe. Tarihimizin ne kadar parlak olduğu açıktır. Bir spor kulübü olarak, bir spor kulübünün yapacağından çok daha fazlasını yapmışız. Tüm bunları Fenerbahçe olarak yaptık. Halkın sevgilisi oldu Fenerbahçe. Cuma ligine katılıp üst üste kötü sonuçlar alınca da yılmadı,giyecek forma bulamadığında da yılmadı Fenerbahçe,zaten ardından gelen zaferler bir dirilişin göstergesiydi. Nitekim öyle de oldu. Fenerbahçe şahlandı ve destanlaştı. Benim Fenerbahçeliliğim ne başarıdan gelmedir ne de aileden gelmedir. Zira ailem de fanatik sayılacak Fenerbahçeli yoktur. Bahsettiğiniz "Neden Fenerbahçelisin" sorusuna vereceğim o kadar çok cevap var ki. Ama bunu anlayacak insanların sayısı ne kadardır bilemem. Fenerbahçe’yi seçerken tercih yapmadım. Zaten ben seçmedim ki. Ben Fenerbahçeli doğdum, nedenini açıklayamadığım bir bağlılığım var Fenerbahçe’me. Benim yüreğim asla Fenerbahçe’nin başka adla anılmasını anmayacaktır. Çünkü ben Fenerbahçe’ye aşığım, kendimi bildiğim an Fenerbahçe’yi bildiğim andır zaten. Tarihini okudukça defalarca gururlandığım bir takıma aşık olmak tadılamayacak bir duygudur. Acaba şart mıydı ismimize bi ek gelmesi? Geniş kapsamlı sponsorluk ne kadar geniş? Bunları zaman gösterecek ama umarım zaman Fenerbahçe’miz için en iyi şeyleri getirir. Çok geniş kapsamlı olan bu sponsorluk yoksa bir birleşme midir? Bunların hiçbirini bilmiyorum zaten. Ama cevap bulmak istiyorum.
Manchester taraftarları takımları Amerikan iş adamına satıldıktan sonra amatör ligde yeni bi takım kurdular. Endüstriyel futbola karşı olduklarını gösterdiler. Sayıları az mı? Evet az. Ama haber olacak kadar azimliydiler. Romantik futbolda başarıdan ziyade aşk vardır. Aşık olduğun renklere bağlı kalırsın, ne olursa olsun kopamazsın. Bu taraftarlar da kopamayanlardan. Şu an için sadece ve sadece bekliyorum. Bu oluşum ne getirip ne götürecek bilmiyorum. Ancak şu ana kadar yüreğime yara getirdiğini,çalışmayan mantığımı da yaralı yüreğimle ayakta tuttuğumu söyleyebilirim. Saygılarımla...

Dr.CBS: Fenerbahçeli, Fenerbahçe'yi kimliğinin bir parçası yapmıştır...Et ve tırnak gibi...Bu yüzdendir ki, kendine ait kutsal değerleri gibi, Fenerbahçe'ye biçtiği kutsal değerler de vardır... Çubuklu forma, sarı-lacivert renkler ve "Fenerbahçe" ismi gibi... Bunlar dokunulmaması" gerekenlerdir... Paha biçilmezdirler...Popüler olmuş bir reklâm sloganında dendiği gibi;"Paranın satın alamayacağı şeyler vardır... Geri kalan her şey için Mastercard..."Bunu, salt romantizmle açıklamak ne kadar doğru bilmiyorum...Yüreğimin de, aklımın da aynı şeyi söylediğini biliyorum:"Fenerbahçe kutsalımdır..."Zamanın yada başka bir şeyin bunu değiştirebileceğini sanmıyorum... Saygılar...

ceycey2001: Fenerbahçe taraftarının takımına ne kadar düşkün olduğunu bilmeyen yok.Peki sadece bizmiyiz düşkün olan.Takımına delilik derecesinde bağlı olan klüp ve taraftar sayısı azımsanacak düzeyde değil.Fakat burada ince değil kalın bir çizgi çekmek gerekiyor.yukarıda saydığım taraftar grubu başarıyı uğrunda ne olursa olsun kabullenebiliyor.Fakat bizim böyle bir kabullenme içinde olmamız mümkün değil..Bunu anlatabilmem de pek mümkün değil buna kısaca fenerbahçelilik deniyor.
Bunun içindir ki bu çok geniş çapta ve Türkiye'de ilk olan sponsorluk anlaşması için bizi seçiyorlar.Türkiye Şampiyonu olmuş basketbol takım ve şubesini bize devrediyorlar... Şu anda Futbol şubesi ile ilgili bir gelişme yok olmayacakta bildiğim kadarıyla... Fakat sponsor kabul etmeyenlerin forma reklamlarına neden karşı çıkmadıklarınıda çözebilmiş değilim..sponsor ise aria-türkcell-avea-daha önceleri emlak bank-aden otel bunlar benim hatırladıklarım bunuda kabul etmeyelim o zaman...Mabedde sponsorlarla yapıldı bunuda unutmamalıyız..Hadi biz kabul etmedik bizim en önemli rakiplerimizdir o zaman sponsorların adresi..Burada stratejiyide iyi belirlemek gerekiyor.Kısaca bu mevzuu derin fevri ve tepkisel yaklaşmamak gerek....
saygılarımla...

Murat KILIÇ: Günümüzde her türlü spor dalı eğer başarı hedeflenerek yapılıyorsa ciddi finans kaynakları ile bu hedeflere ulaşır. Bu sadece Futbol veya Basketbol için geçerli değil. Her branşta arkanızda sponsor desteğiniz yoksa bu geliri karşılama şansınız yok. Olaya sadece oyuncu transferi açısından bakmayalım. Son yıllarda yaptığı hamlelerle ciddi bir büyüme kat eden Fenerbahçe var. Her ne kadar zaman zaman yönetim yanlışları olsada bu büyüme devam ediyor.Eğer hedeflerinizi büyütmüş, "Dünya Kulübü" olacağım demişseniz duyguları tatile gönderip aklın gerektirdiği gerçeklerle yaşamaya alışmalısınız. Bugün Saracoğlu'nda satılan binlerce kombine bilet parasının herhangi bir amatör şubeye veya FBTV'ye harcanmasına karşıyım. Her branş, her birim kendi gelirlerini üretebilmeli! Bunun için sponsor gerekiyorsa sponsorla anlaşılmalı!Sponsorlar bu vesile ile kendi reklamlarını yapıyor! Verdikleri maddi destek karşılığı normal bir hadise. Bu benim Fenerbahçeme zarar vermez. Çünkü o paralarla Fenerbahçeli olan çocuklar spor yapacak. Hatta Fenerbahçeli olmayanlar da. Ama hepsi Fenerbahçe forması altında yarışacaklar...Sarı ve Lacivert!Mesela Ülker ile yapılan anlaşma gereği Forma renkleri Sarı-Turuncu olsaydı o zaman işin rengi değişirdi. Fenerbahçe isminden birşey kaybetmedi. Aynı şekilde renklerinden de. Bugün formasında tek reklam olmayan kulüp Barcelona. Onlar dahi geçen sezon formalarına reklam alma işini ciddi ciddi düşündü. Üstelik 100 bin kişilik stadlarının neredeyse tamamını kombine olarak satmalarına, dünya genelinde milyonlarca taraftar kartı'na sahip sempatizanlara sahip olmasına rağmen! Spor'da her ne kadar Amatör branşlar olsa da Amatör ruh sadece halı sahalarında ve arkadaşlar arasında yapılan müsabakalarda kaldı. Takımlar halinde yapılan her müsabaka mutlaka altyapı ve maddi destek istiyor. Her ikisinde de sorunu olmayanlar başarıya koşarken, diğerleri sıradan bir takım hüviyetinde yaşamlarını sürdürüyor. Yarın Basketbol takımı Avrupa Şampiyonu olsa Fenerbahçe Ülkerspor olarak anılacak. Ancak Fenerbahçemin bayrağı ve Logosu dalgalanacak. Bu yüzden bende aklın sesini dinliyor, yüreğimi ferah tutuyorum. Hatta mümkünse böyle bir sponsorda Futbol takımına bulalım diyorum.
Luciano yerine Canavaro'u
Aurelio yerine Gerard'ı
Alex yerine Juninho'u
Anelka yerine Shevschenko'u alabilecek bir sponsor....!
Hedeflerini büyüten Fenerbahçe için üstelik "Her branşta" başarıyı hedefleyen Fenerbahçe için taraftar romantizmi maalesef yetmez. Önümüzde iki seçenek var. Birincisi bu hedeflerden vazgeçecek, kendi halimizde takılacağız. Sadece Futbol takımına endekslenecek, hayalini kurduğumuz Avrupa Şampiyonluğu'nun gelmesini bekleyeceğiz. İkincisi bu tür anlaşmalara alışacak ve destek vereceğiz. Sadece futbolda değil tüm branşlarda Fenerbahçe bayrağının dalgalandığını seyredeceğiz...Hangisi daha mantıklı ?
Sevgiler...

Enuff: taraftar ve müşteri kavramlarını yanyana koymak hep tehlikeli olmuştur, hele son günlerde bu tehlike daha üst boyutta..."çağın ekonomik gerçekleri" ifadesiyle başlayan sevimsiz cümleler zaman zaman midelerde uzak kramplara yol açıyor.. bunu garipsememek ise bulunduğumuz camianın içinde daha normal olanı.. başarı neslini yaratmış, sınırlarımız içerisindeki en yakın rakibimizin maddi beceriksizlikler ve bunun sonucu ortaya çıkan sportif başarısızlıklarla içinden geçtiği tribün erozyonu bu kadar açık ve net ortadayken, 3 sezon önce ligi 30küsur puan farkla avrupa kupaları konumlarından uzakta bitiren Fenerbahçe futbol takımına kapalı gişe oynatan taraftar olarak müşterilik tanımının içine sığabilmek hiç mümkün değil ama öte yandan müşteriliği de taraftarlığın içinden çıkartıp atabilmek artık mümkün değil... gönül verdiğin renklerin arzuladığın başarılara ulaşabilmesi için gerekli şeylerin başında paranın geldiği günlerde rengi gönüllerden atmadan yeşilin yüzüne de bakmak gerekiyor.. burada ayrım çıkıyor ortaya, müşteri olan taraftar ve taraftar olan müşteri.. yani öncelik hangisinde.. normal bir mal/hizmet olsa tüketilen/alınan müşterilik beğenmediğinde o markayı terk etmekle sonlanır.. işin içine taraftarlık girince bu olmuyor demek mümkün ama birebir de değil.. çünkü taraftar olan müşteri "para verdik oynayın ulan"a getirebiliyor konuyu.. para verdiği, maddi destekte bulunduğu şeyi sahada futbol oynayan (veya diğer branşları icra eden) sporcular zannetmeye başladığı anda şiraze kayıyor çünkü.. müşteri olan (veya olmayan, olmamayı seçen) taraftarı müşterilikten soğutan da bu zaten.. oysa ki müşteri olan, veya olmamayı seçen taraftar da farkında... zaten birine karşı çıksa başka birşeyle sağladığı maddi desteğin boyutunu büyütmemeyi seçmesi, bu seçiminde ısrar etmesi bu yukarıda tarif edilen taraftar olan müşterinin "parayı verdim, düdüğü çalarım, oynasınlar kardeşim.. parasıyla değil mi küfür de ederim, çekirdeğimi de yerim, ötesi beni ilgilendirmez" tavrıyla müşteri tanımı çizmesi.. e haliyle taraftar olan bu kalıbın içine girmek istemiyor, istese de giremez, sığamaz çünkü... ama neticede destek olmak adına tüketilen şeyler var ki bunları taraftar olan da tüketiyor.. kimi daha yakın olmak için (kombine kart, taraftar kart) kimi ise sahada göreceği başarılarda pay sahibi hissetmek için (fenerium ürünleri ve yine taraftar kart) bunu yapıyor... normal müşterilikte beğenmediğin yerde marka değiştirirsin, taraftarlık işin içine girince ise bu mümkün değil tabi.. onun yerine sağa sola sallaya sektire çekilmek mümkün, kendi kendine küsmek.. ki bu da taraftar olan müşterinin yapacağı iş... müşteri olan taraftar ise gönlünü koyduğu yetmiyormuş gibi cebinden de katıyor.. bunu gönüllü yaptığının farkında olduğu için karşılığında adam yerine konmaktan başka bir beklentisi de yok.. "çağın ekonomik gerçekleri" isimli karın ağrısının bir yönü de sponsorluk.. Fenerbahçe'de isim geçirerek sponsorluk görülmedi bugüne kadar.. ama heryerde belirli destekçileri hep bildik.. fbtv'ye reklam verenleri de, taraftar karta indirim sağlayanlar da ucundan kenarından bunu yapıyorlar.. ama sponsorluk kavramının ülkemizde sakat doğmuş olması gereken yere gelmesini engelledi.. lise yıllarımdan Fenerbahçe dışı bir örnek vermek gerekirse, okulumun takımı olan ted ankara kolejliler bir dönem reysaş holding'in entertainment kolu olan mydonoze'un ismini aldı sponsorluk bedeli karşılığı.. o dönemde de çeşitli karın ağrılarına yol açtı bu durum.. daha önceki sponsorun da tiffany&tomato olması bizim lisenin nebatata olan ilgisine verildi, dalga konusu oldu.. ama işin sakat kısmı bundan sonra da devam etti, şöyle ki, sponsor olmanın mantığı adının duyurulması ile (basın ve şimdiki yaygın adıyla internet ve televizyonu da kapsayarak medyada) reklam yapmaktır.. ama sevgili medyamız mydonoze kolejlileri ısrarla m.kolejliler diye yazdılar.. tabi adamlar o kadar parayı "me nokta" olmak için vermiyorlardı.. üstelik ikinci ligde bir m.koleji daha vardı, marmara koleji.. ne anlamı kaldı peki.. aynı şeyi sümerbank beykoz'da da gördüğümü hatırlarım. p.karşıyaka keza... şimdi yumurta geldi bizim kapımıza dayandı... basketbol şubemiz Fenerbahçe ülkerspor oluverdi.. konu karışık...branşların kendi yağında kavrulmasını istemek yakışıklı olmakla birlikte biraz ütopik bir istek.. basketbol gibi dünya üzerindeki muhtemelen en popüler ikinci sporda bile böyle bir yapılanmaya gidilmek zorunda kalınmışken, bu birleşme olmamış olsa bile branşı domine eden iki kulübün ayırdıkları bütçelerin karşılanamadığı gibi bir durum var iken diğer amatör branşları kapatalım demekle eş değerdir bu.. bir kürek şubesi bir yerlerden kaynak aktarılmadığı takdirde ayakta kalamaz misal.. keza masa tenisi, boks, atletizm vs.. çünkü erkek basketbol takımı bile kendi kaynağını yaratamamaktadır popülerliğine rağmen... dünyada nasıl, diğer "bizim kadar veya bizden daha tutucu" yerlerde nasıl.. akla gelen ilk örnek real madrid olabilir misal.. futbol takımı da basketbol takımı da kendi ismiyle devam ediyor.. futbol takımının forma sponsoru siemens'in ciddi bir maddi girdi sağladığını hatırlıyorum, rakamı hatırlamamakla birlikte.. real madrid diyince akla gelen barcelona'nın ise basketbol takımı winterthur barcelona.. yani "sponsor isimli"... örneğimiz de hep bu.. ama aynı barcelona'nın futbol takımının formasına "bu forma katalunya bayrağıdır" diyip reklam almadığından bahsedilmiyor... yani biz tutarsızsak barcelona olimpiyatlarında şehir sokaklarını "cataluña, not spain" (katalunya, ispanya değil) yazılarıyla süsleyecek kadar tutucu olan katalanlar ne acaba? aynı barcelona yeni öğrendiğime göre bu sene ilk kez formasına reklam alacak.. ama unicef reklamı ve bilâ bedel, yani karşılığında para almadan, yardım amacıyla!...erkek basketbol takımımız erkek futbol takımımızın yolunda adımlar attı... ümit milli takımdan önemli oyuncular katıldı kadroya, tecrübeli bir coach, tecrübeli bir oyun kurucu, geçtiğimiz sezonda kariyerli bir yabancı oyuncu.. bir sentez peşine düşüldü.. adım adım istenen düzeye gelmesi olasıydı.. ama o adımların atlanması uygun görüldü.. 100.yıl için beklentilerin arttığı dönemde kestirmeden gidildi.. ülker, onun temsil ettiği şey, siyasi yönü vs'yi hiç konuya sokmadan anlatmaya çalışacağım... ciddi bir maddi destek verileceğinden söz ediliyor.. ama miktarın zamana nasıl yayılacağı, ne şekilde olacağı konusunda halen bilgilendirilemedik.. bu ve benzeri durumlarda sessizlik huzursuzluğu tırmandırır, bunun önüne geçmek bir yönetim stratejisi olarak şarttır ama nedense hareket yok... çünkü ses çıkmadıkça güçlenen muhalif sesler çekimserleri safına çekmeye başlar, hatta başta destek olanların bile kafası karışmaya, midesi bulanmaya başlar.. bu işbirliği nasıl olacak? yani evlendik, peki, ama boşanırsak çocuklar kimde kalacak, ev kimin üzerine olacak :) bütün bunlar Fenerbahçe ülkerspor olmadan olamaz mıydı, en yaygın soru bu... salon yapılacak mı, yapılacaksa kimin olacak, ligde alpellaspor olarak devam etmeye de niyetli ülker yarın öbürgün anlaşma bittiğinde "benim evim" diyecek mi, transferine kaynak yarattığı oyunculara "benim çocuklarım" diyecek mi?dahası... bütün bunlara değer mi? "hemen bu sene euroleague'de final four" diyen Fenerbahçeli mi vardı.. olsa kimse hayır demez de bu bedele değer miydi? hamdi akın'ın inşa sözü verdiği salonun finansmanı ve isim hakkı verilerek, zaten stadda başka ürün satılmadığı göz önüne alınarak, reklam kampanyalarına Fenerbahçeli sporcular yönlendirilerek finansmanın karşılığı isim hakkı işin içine girmeden halledilemez miydi? zamanında maraton tribünü inşa edilirken olmayan tribünden iki senelik kombineyi peşin parayla alan Fenerbahçe taraftarı basketbol kombinesiyle o salonu kendi finanse edemez miydi? fenerium'larda pek yüzüne bakılmayan basketbol ürünleri çoğaltılarak, ek kaynak aktarımıyla en azından ligde yakalanan adımları sürdürecek bir takım oluşturularak euroleague "hak edilemez" miydi..."çağın ekonomik gerçekleri"nin sponsorluğa bizi mahkum ettiğinin farkındayım.. ama bugüne kadar, "başka yollarla" halledilen bu konuda, futbolda ve basketbolda rakiplerimize de desteğini arttırarak sürdüren ve "para benim değil mi istediğimi yaparım" mantığıyla hareket eden ülker'le isim birleşmesi yapmadan çare bulunamaz mıydı? konu açıldığından beri popülaritesi artan basketbol şubesinin tribün popülaritesi ne olacak, bu da önemli bir soru mesela.. amatör şubeler forumunda basketbol başta olmak üzere amatör branşları yakınen takip eden ve desteğini kesintisiz sürdüren arkadaşların bakışı da enteresan... "yüzüne bakmadığınız şube şimdi mi aklınıza geldi" diyor bazıları.. onların destek veriyor olması, onların tribünde yer alıyor olması takımı bizden alıp onlara vermiş gibi.. üstelik de zaman zaman "haydi yönetim, patlat bombaları da tribünleri dolduralım" diyenlere verdikleri "başarı olmadan da gelin" tepkileri mevcutken...Fenerbahçelilik kişiden kişiye değişiklik gösteriyor.. tribündeki destekten anladığımızdan caddede sevinmemize, fenerium ve taraftar karta bakışımızdan futbol anlayışımıza kadar herşey farklı... ülker konusunda da cümleten hemfikir olmamız beklenemez haliyle.. ancak ortak payda olan "Fenerbahçelilik" kavramında ucundan kenarından bir kesişimimiz olması gerekiyor... orda bile ayrıldığımızı görüyor olmak, akılla yüreği bölüyor... yazık oluyor...

İzzethan: Halka açıldığından beri Fenerbahçe kavramı, alınıp satılabilen bir şey olmuştur. Romantik taraftar, sonsuz destek kimliğiyle yaptığımız her harcamanın %15 artık fenerbahçe'ye değil, temettü adıyla belki de o çok nefret ettiğimiz hıncal uluçun, haluk Ulusoyun cebine girmektedir. Böyle bir ihtimalin varlığı bile benim midemi bulandırmaktadır. Hal böyle böyle, yol bu yöndeyken, Fenerbahçe'nin kendisi piyasalarda satılırken, varsın ismi de Fenerbahçe Ülker olsun. Artık geç kalındı. Açıkçası Aziz Yıldırım ya da Hamdi Akın, ya da Ferih Şahenk her kimse parasını verip tüm Fenerbahçe'yi satın alsaydı; aristokrasiden: yani bir gurup imtiyazlı insanın yönettiği Fenerbahçe'den, monarşiye: yani tek adamın kararları verdiği Fenerbahçe'ye geçtik der üzülmezdim. Ama Fenerbahçe'nin parça parça satılması ve şimdi de isminin Fenerbahçe Ülker olması, bana kendimi "ahlaksız teklif" i kabul eden o adam gibi hissettiriyor.

onur_1907: Biz fenerbahceyiz basımıza isim gelıcekse bu ısım buyuk,sanlı,efsane fenerbahce olabılır bız baska kurum adıyla anılmayız admıızn basında ulker olsada bız tarıhı bı cınarız bız fenerbahceyız bız 100 yasındayız ve bız tarihiz o ulker yazısı sadece ısın formalıtesı adımıza logumuza rengımıze dokundurmayız o fenerbahce yazısı orda oldugu surece bı sorun yok o arma orda oldugu surece bı sorun yok rengımız sarı lacıvert sarı turuncu deıl bız asıgız o renklere ve fenerbahceye 5 sene sonra ıstemessek yollarız sılerız ulkerı ama onlar fenerbahceyı sılemez onları kullanıoruz bız sadece olay bundan ıbaret

ZUZU66: Kalbim kırık,kafam bulanık,yüreğimi birşeyler sıkıyor,kendimi avutmak için beynimde iyi sonla biten senaryolar üretiyorum, Fenerbahçem için hep iyi şeyler düşünüyorum,çünkü Fenerbahçe'mi herşeyden çok seviyorum...

Bedri Ceran: İşte 100.yılı böyle yaşamak istiyorum ben, Tribünde şarkılarla, tezahüratlarla içerde deplasmanda vereceğimiz destek ile, her türlü sportif müsabakanın her anını içime sindire sindire taraftar olarak yaşamak istiyorum. Futbol takımı şampiyon olmasa ne gam, umurumda değil transfer yapılmamış.

MissFENER: Ben , Fenerbahçemi gönül rahatlığıyla , gözüm arkada kalmadan benden sonraki ROMANTİK TARAFTAR' lara rahatca emanet edeceğim .. Tıpki benden önceki romantik taraftar olan abilerimin , ablalarımın bana emanet ettikleri gibi .. Emanet kutsaldır değerini bilmek lazım , değerini bilecek kişilere emaneti devretmek lazım

PAPAZINCAYIRI: her şey değişebilir...sadece değişimi zor olan mevzular vardır "kültür" gibi... çünkü içinde kabuller vardır kültürün ve yedisinde de peşindedir bu kabuller insanın yetmişinde de... okuduğu bir kitabı fena halde yanlış anlayıp bir gecede eşini, işini, dinini, imanını, mekanını terk eden meczupları saymazsak; özelde bireyin genelde de toplumun bu kabullerini, külliyen ve aniden değiştirebileceğini zannetmek de salakça bir ukalalık olur...(salakça bir ukalalık!!!!!... güzel laf oldu afferim...)...çünkü kültür zor oturup, kaldırıldığında da (ki kaldırılmadan kalkmaz) iz bırakan bir hadisedir....fenerbahçe'nin taraftar profilini değiştirme çabası, "endüstriyel futbol" geyiğinin artık geyik olmaktan çıkıp hakim unsur olması sebebiyle gereklilik arz edebilir... ve bu gerekliliği önceden görüp bir takım önlemler almak da sorumluluk sahibi yöneticilerimizin en mühim görevidir... amaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa..... ...
unutulmaya ki fenerbahçe taraftar profilini değiştirebilmek için, fenerbahçe taraftarlık kültürünü değiştirmek lazımdır...ne olur beni affetsin, adını bir türlü hatırlayamadığım bir forum arkadaşımız şöyle bir laf etmişti açtığı bir konuda "türkiye'de galatasaray'ı tutanlar fazladır ama galatasaraylı oldukça azdır..."fenerbahçelilik kültürü işte bu noktada ortaya çıkıyor... bizlerin diğer bir deyişle profili değiştirilmeye çalışılan insanların "fenerbahçe'yi tutmak" gibi bir derdi yoktur... çünkü bizler "fenerbahçeli"yiz... öyle kabul etmişiz...bu kabul üzerinde oynamak ve değiştirmek mümkündür... ama bu kabul üzerinde endüstriyel boyutta yapacağınız değişiklikle ancak endüstriyel bir profil oluşturursunuz... kültür oluşturamazsınız çünkü kültür insana "müşteri" gözüyle bakmaz...kültür daha samimidir, daha çıkarsızdır, daha bir ardını düşünmeden gelişir.... planla, programla, çağın gerekleriyle ancak sadece fenerbahçe'yi tutan insanlara kavuşursunuz... ki onda da yanılırsınız çünkü saracoğlu'na girmek isteyen sarı-laci sevdalıları sırf "taraftar" olabilmek için dayattığınız "önce müşteri ol" çağrınıza bile boyun eğerler... diğer bir deyişle size fena bir kazık atarlar (atmaktalar)..profil değiştirmek kolay..ama sakın kültürü değiştirmeye kalkmayın...yüzünüze gözünüze bulaşır...kısacası üstad chelsea olayı biz de olmaz çünkü chelsea'nin de paraya dayalı bir alt kültürü var.. yani chelsea'de değişen bir şey yok aslında...fenerbahçe'de de olmayacaktır...olursa "fenerbahçe" olmayacaktır...

Enuff : chelsea'de var olan maddi alt kültür neden manchester'da yok peki? neden orda tepki var? başarıyla silinir mi yoksa? veya bu ingilizlere mi özgü? ispanyollarda iş değişiyor mu? bir takıma gerçekten gönül vermenin milliyeti olur mu?

Cenkhaykir: 'Taraftar ile seyirci arasında ki fark yani işin diğer yüzü ise aslında birçok kişinin görmek istemediği veya bazı mensupları ile yöneticilerin seyirciyi müşteri olarak değerlendirdiği sağlanan gelir konusudur. Romantikler kendilerini müşteri olarak görmezler. Müşteri değildirler oysa sportif başarıya endeksli seyirci başarıyı karşılıksız ister. O başarı varsa vardır. Takım kötü oynarsa başarı yoksa seyredecek bir şey yoktur. Kısacası kendisi müşteri olduğunu bilir ve müşteri gibi davranır. Amacı en ucuza kendisine en çok fayda sağlamaktır.'Bu paragrafa katılmak mümkün değil hiç olmazsa benim açımdan 80 li-90 lı yıllarda Fenerbahçeli olmak o zamanın koşullarında sportif anlamda rakiplerinizin gerisinde olmanıza ragmen,derbylere girmek için stad kapısında sabahlamak bir gs maçında takım 4-1 malup duruma düştüğünde aglamak aynı maçta durum 4-4 e geldiğinde bu kez sevinçten aglamak bu bir seyircinin yapacagı birşey olmasa gerek yani en fazla güzel maçtı diyip çıkar bence bu profildeki seyirci. Yada tv den naklen yayınlanacak bir basketbol maçı için akşam 18-19 daki maça sabah 10 da gidip kapıların açıldığı saate kadar kar altında kuyrukta beklemez. Bunları yaşamış ama genede sponsorluğa sıcak bakan biri olarakkendimi bu tarifte bir yere koyamıyorum açıkçası, Bir bebeğiniz olur onla hep ilgilenmeniz gerekir bi süre sonra bebek büyür ve kendi başınada bir çok ihtiyacını giderir ancak ilginin olması gereken bir süreçte biraz gözardı ederseniz hastalanabilir ve bu kez tedaviye ihtiyaç duyar,bence bunu yaşıyoruz bir dönem ilgisizlik kabullenmişlik nasılsa müessese klüpleriyle başa çıkamayız diye baştan kaybedişler. İşte şu an içinde bulunduğumuz bu dönem belki çok büyük bir operasyon yapılmadanda tedavi olabirdi ancak bu yıl çok önemli ve şahsi fikrim baloya yetişebilmek için uzun vadeli bir tedavi yerine direk serum baglanıyor hemen ayaga kalkıp o baloya katılabilmek için

Drh: Yumruklarınızı sıkarmısınız?Bir an öylece bakıp kalın yumruklarınıza... O sıkıp baktıklarınız kabaca sizin yüreğinizdir, yani yüreğiniz şu an elinizdedir... O zaman sıyrılın düşüncelerken kimi; Ülker Fenerbahçe'nin önüne gelmedi ya bu yeter dedi, kimi; Rengimiz değişmedi dedi, uzayıp gider bu...Şimdi Taraftar olarak şunu bir düşünün... Başkanın koyduğu hedefi bir ayda paramparça yapsaydık, başkan geri dön diye çırpınırken Fenerbahçelilik bu desydik böyle sponsorlara gerek kalırmıydı bir düşünün... Kombineler bir çırpıda satılıp, Fenerbahçe Piyangosu 1 ayda bitip tükense idi; Feneriumlara raflar boşalsa idi; gelin bir bakın şu gerçeklere...Aramızda çoğumuzun Taraftar Kartı olmasına rağmen bu sene kombine alırken birer kart daha edinmedik mi?Peki bu sene satılan 28-30.000 kombineye rağmen hala 55.000 adetinde Taraftar Kart satılmışken, geçen sene basketbol maçları 150-200 kişiye oynanırken (derbiler hariç), kulübün amatör branşlardan para kazanması mümkün değilken (dernekler yasasına göre) - sadece Müessese kulüpleri ve sponsorluk anlaşmalarına dayandırılan anlaşmalarda gelir yazabiliyorsunuz...Geçemn yılı Şampiyon kapatan bir takım, Efes'i 6 maçın 5'inde yenen bir takım niye şubesini kapatıp, imkanlarını Fenerbahçe'ye sunuyor, bir düşünün...Yapılan anlaşmadan kendim adına memnun değilim; ama Yüreğim ve aklım farklı şeyler söylüyor; Sonra elime bakıyorum- yumruk yaptığım elime: yüreğim elimde Fenerbahçe ile yürüyorum: Yönetime ve başkana güvenip geleceğe güvenle bakmak istiyorum... Yüreğinm elimde, aklım karışık, buruk bir tad var içimde ama Sonsuza Kadar Yaşa Fenerbahçe diyorum, birde şunu düşünüyorum, ya bu sponsorluk Fener Pilsen ya da Fener Doğuş Oto diyo olsaydı aynı tepkiyi verirmiydim diye? Aklım Karışık, yüreğim elimde bekliyorum.

Noctramanfb: Kulübün nakit gücü her zaman çok önemlidir. Tarihimiz boyunca bu yönden hep en güçlü olduk. Taraftar desteği açısından da en büyük desteği gören kulübe sahibiz. Taraftarın kulübe maddi desteği en üst seviyede. Tüm bunlarla beraber, sponsorluk çok önemli bir kaynaktır, belkide kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ancak sınırları çok iyi belirlenmiş bir strateji çok önemlidir. Herşey maddiyat değildir. Chelsea nin para musluğu kapandığında hangi değerleri kalacaktır geriye? Manchester United yerine amatör takımını desteklemeye giden taraftar ruhu varmıdır Chelsea de? Basketbolla başlayan değişim ileride futbola bulaşacakmıdır? Taraftarın eleştirisine kızmayın, onlar sadece kulüpleri için en iyisini istiyorlar. Yönetimin en doğru kararları vereceği ümidiyle... Saygılar.

Fahrinardo: aslında konuşulması gereken şey bu birleşmeden neden 'ülker fenerbahce' adı cıkmadı da 'fenerbahce ülker' adı çıktı.biz mi onlara sporsor olduk, yoksa onlar mı bize? bunun dışında klübüme para gircekse ...şükrü saracoglu stadı,...samandıra tesisleri vs.herşeye razıyım.beni başarılar ilgilendirir.dedemin babasından dedeme köy kalmış,dedem babama bag bahçe bırakmış,babam bana bi ev bırakcak,ben cocuguma belki hiçbir şey bırakamayacagm.günümüzde duygusallıga romantikliğe yer yok.arabesk söylemlerle gerceklerin önüne gecemezsiniz.ben bu birleşmeden cok memnumum.seneye süper bir takım izleyecegim için kombine cıkarsa onu bile alacagım saygılar...

İlkercom: Ülkerle yapılan sadece bir sponsorluktan ibarettir bunun ruhunu satmakla alakası yok. Adamlar türk sporuna destek oluyorlar ne güzel. Basket takımına yapılacak dünya kadar masrafı karşılıyorlar ibrahim kuyluay geliyor ve şampiyonluğun en büyük adayı bizim saflarımıza katılıyor büyük şans bu hala eleştiriliyor saçma bunlar.Bu gün barcelona denen takım göya katalan milletinin efsanesi. Ama takımın tamamı nerdeyse katalan değil. Ama hepsi aynı amaç için mücadele veriyor. Üstelik forma reklamı almıyoruz diyerekte demogoji yapıyorlar. Formanın göğsündeki nike ve kolundaki tv reklamını kuş pisledi herhalde. Bakın arkadaşlar Basket takımımız şampiyon olunca kimse ülker oldu demez diyemez 10 sene sonra kimse ülker adınıda hatırlamaz. İçinizi ferah tutun Aziz başkan bizi yanlış yola itmez.Birde şunu unutmayın Aziz başkanla ilgili eğer yanlış insan olsa Lefter baba ve sinyor Can Bartu gibi efsane isimler arkasinda olmaz Şenes erzik arkasinda olmaz

the_ROCK_Ula: Romantiklerin çoğunun kalbi kırık değil çünkü bu sisteme zaten FB bizi alıştırdı,biz endüstriyel futbola hayır derken endüstiryel futbolun belkide son 5 yıl içinde Dünyadaki en büyük kalesi oldu çıktı, mükemmel bir ekonomik büyüklük yakaladı,taraftar profilini de buna göre kendi seçti.Kombine satışlarını arttırmak icin herseyi yaptı,yıldız transferlerinin altında yatan 1.neden de buydu,taraftar heyecanlanacak ve kombine artı forma alacak klüp gelirleri bir anda tavan yapacaktı,öngörüler gercek oldu.Kale arkası da kombineye açılarak ve taraftar grupları bir bir yok edilerek hatta Doğuş otomotivden üç beş kuruş alıcam diye pankartları bile yasaklamanın altında, klübe para getiricek elit aile gruplarını çekmek ve cebinde parası olmayan fakat destek veren kitleyi yavas yavas sindirmek ve ortadan kaldırmak vardı,endüstriyelleşme adına verilen bu marjinal kararlarla ülke insanımızın vur diyince öldür mantığı birbirine karıstı,yönetimin gözünü bu kadar para sevdası bürüyünce bazı değerlerimizi zaten otomatikmen kaybettik, daha sonra FB taraftar kartı olamayan taraftarlar bilet alamadı,gittikce aristokrasiye gömüldük klüp olarak,böyle küçük nüanslar sonucu taraftarın zaten içten içe bir kırgınlıgı oldu,yani senin deyiminle romantizm bitti, romantizmin mumları bir bir söndü,daha dogrusu söndürüldü...Bunlara bir de diğer klüplerin taraftar gruplarına verdigi destekte eklenince kırgınlık hat sahaya ulaştı,FB nin adının önüne bir kurumun adını gelmesini tabiki taraftar istemez ama bundan öte yukarıda saydıgım durumlar zaten romantizme balta vurdu. Ülker adının FB nin adından sonra gelmesi bir nebze isyanımızı dindirir ama yine bazı olgular vardır ki insanları o aşka daha bir sıkıca bağlar.Barça'nın formasına reklam almaması,Brezilya'nın 3 yersem 4 atarım futbol mantalitesi, FB nin TEK ve YANLIZ olması gibi,şimdi bizim sevgimizi kamçılıyan ve diğerlerinden ayıran en büyük özelliğimiz bu,taratarlar arasındaki atışmalarda bile bizi ön plana çıkaran ve diğerlernin gıptayla baktıgı büyüklük,teklik,yanlızlık yani Cumhuriyet olma özelliğimiz,gs ile maç yaptıgımız zaman bjk lilerin ts lilerin ve hatta anadolu takımlarının bile karşı tarafı tutmasını sağlayan özelliğimiz,en büyüklüğümüz ve karşımızda oynayan takımın en büyük karşısında oynayan mazlum takım olması özelliği...Şimdi bunlardan birine ket vurulursa acaba taraftarın aşkı azalır mı, yoksa gelecek olan başarıya endeksli olarak eski sinirimiz geçer mi ? Bunu zaman göstericek fakat gerçek olan bir tek şey var ki bizim sevgimiz hep baki kalıcak yeterki FB'nin önüne hiçbir kurumun adı gelmesin ve FB'yi yönetecek olan yönetimler taraftarı küstürmesinler...

alber: sevdam fenerbahçe nefretim Ülker ama sevdam ağır basıyor lütfen anlayış yönetime destek.

Erdinc Oren: Zira Fenerbahçe ve yeşil sermaye zıtları temsil eder. Yeşil sermaye Fenerbahçe üzerinden kendine fayda sağlayacaktır, belki de sadece finansal getiri olarak da değil... Öte yandan, tüm kulüplerle birden yatıp kalkması da farklı bir hikaye... Ne kaynak varmış, ne getiri sağlayacakmış, başka hiçbir şirket bunu görememiş, cesaret edememiş, vs vs... Benim hayatımda Ülker olmayacak.

MURAT KOCAOĞLU: ..Ben Romantikmiyim?...Müşterimiyim?
...Kendimi bildim bileli Fenerbahçe'liyim derler ya...benimkiside öyle işte..ben çok küçükken, ufacıkken, teyzem beni Fenerbahçe'li yapmış...o gün benim için, benim hayatımda bir dönüm noktasıymış meğer...Nereden bilirdim ben bu kadar bağlanacağımı bu kulübe...Sanki birileri kalbime , tamiratı mümkün olmayan bir yarık açmışlar, içine Fenerbahçe sevgisi doldurmuşlar, üstünede beton dökmüşler kimse çıkaramasın diye...
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...Ben kulübümün herhangi bir takıma yenildiğinde çok üzülüyorum...içimde fırtınalar kopuyor..hatta kızıyorumda kendi kendime neden takımım daha iyi oynamadı....neden kazanamadık diye...ama...sonra çok geçmeden içimdeki Fenerbahçe sevgisinin bir başka filizi yaşam bulmaya başlıyor...olsun diyorum...kaybettik ama Fenerbahçe yine benim Fenerbahçe'm...orada duruyor...bana bakıyor öylece..beni mıknatıs gibi kendine çekiyor...ve sonra anlıyorum...ne ben onsuz, ne o bensiz yapabilir...hayatta birşeyler bizi birleştirmiş...sonrada dua etmiş sanki bunlar hiç ayrılmasın diye...Allah'ta bu duayı kabul etmiş...
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...Ben kulübümün çok büyümesini de istiyorum...Büyüsün...çok çok büyüsün...istiyorum...Bunun için katkı yapıyorum kulübüme..Bir taraftar nasıl kulübüne katkı yapar ise hepsini yapmaya çalışıyorum..bunu yapmamdaki amaç, sadece sevdiğim kulübün dahada ilerlemesi...Türkiye'nin tartışmasız 1 numarası olduğunu, Türkiye'nin tümü anlasın diye...ama öyle olmasada bendeki sevgi bir erozyona uğrarmı...kesinlikle koca bir hayır..
..BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...ama görüyorum...Dünya'yı görüyorum...Dünya kulüplerini görüyorum...Nasıl ilerlediklerini görüyorum...Bir futbolcu için verdikleri inanılmaz paraları görüyorum..Güçlerini hissediyorum...bu güçlerini de Dünya üzerinde, çeşitli şekillerde nasıl kullandıklarını görüyorum.. ...ve anlıyorum...
...benim yaptığım katkılarla, benim kulübüm kesinlikle bu Dünya devleri ile yarışamaz...istesede yapamaz...çok çok zor...daha fazlasının gerekli olduğunu ve buna benim gücümün yetmiyeceğini anlamak çok kötü benim için...tıpkı adamın çocuğuna, o çok istediği oyuncak arabayı alamaması gibi...
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...sonra bir firma çıkıyor...kulübüme katkı yapacağını söylüyor..önemli bir katkı gibi görünüyor..görünüyor diyorum çünkü ortada kesin şeyler, sonuçlanmış anlaşmalar yok..varsada ben bilmiyorum...üstelik yönetimimiz de bu işe olur vermiş...kongre üyelerimiz de olur vermiş..demek ki benim kulübüm için faydalı olacağını düşünmüş olmalılar..bunun karşılığında ise "belirli bir süre" şirket isimlerinin Kulübümle anılmasını istemişler...
...düşünüyorum...bunun bana yararı var..peki zararı ne...belli bir süre isminin Fenerbahçe'm ile anılacak olması mı?...düşünüyorum...belirli süre ise dişimi sıkabilirim...eğer katkısı çok büyük ise dayanabilirim kulübüm için..ama belirli bir süre..5 yıl diyorlar..olabilir..bu benim Fenerbahçe sevgimin önüne geçebilir mi? İMKANSIZ..
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...peki bu benim çocuklarımın nasıl bir FENERBAHÇE'Lİ olacağına bir etki eder mi? ...kesinlikle edemez...istesede edemez..çünkü çocuklarımıda ben Fenerbahçe'li yapacağım...onlarda tıpkı, ben nasıl bağlı isem Fenerbahçe'me, benden de bağlı olacaklar...ben yetiştireceğim onları...Fenerbahçe nedir, ne değildir ben göstereceğim...Fenerbahçe'me, geçmişte yapılan hayasızlıkları nasıl büyüklerim bana gösterdi ise, bende yaşadıklarımı onlara aktaracağım...Kulübümün geçmişinde verdiği şehitleri anlatacağım..savaş yıllarında futbolcularımızın yaptıklarını anlatacağım..düşman ülkelerin takımlarını nasıl birer birer dize getirdiğini anlatacağım...ATA'mızın Fenerbahçe'yi tuttuğunu anlatacağım..
..bunları tıpkı 8 yaşındaki yiğenim Gizem'ime yaptığım gibi yapacağım..ben nasıl Fenerbahçe'li isem onlarda öyle olacaklar...belkide daha fazla...
...bunun sevginin önüne, isim cisim ne olursa olsun, hangi sıfat gelirse gelsin geçemez...bunu değiştiremez..
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
...ama başka şeylerde anlatmak istiyorum çocuklarıma...artık kulübümün çok çok büyüdüğünü, Dünya'nın sayılı takımlarından biri olduğunu, her futbolcunun kulübümüze gelmek istediğini, Türkiye'de rakibinin olmadığını, olduğunu söyleyenlerin yanıldığını ballandıra ballandıra anlatmak, öğretmek istiyorum..Büyük başarılar istiyorum..Avrupa'yı istiyorum..olmazsa...peki bunlar olmazsa ne değişir?...nazarımda zerre birşey değişmez...sevgimde zerre birşey değişmez...Şanlı kulübümün anlatılacak zaten çok şeyi var...
..Sevgim kalbim Fenerbahçe tek olsun diyor...Aklım mantığım, belirli süre dayanacaksın diyor..
...BEN ROMANTİKMİYİM? MÜŞTERİMİYİM?
..sevgiler..

Cengoxx: Fenerbahçe'miz Türk Sporunun lokomotifi olduğuna sporun her dalında öncülük olma yolunda elinden geleni yapmak zorundadır. son 20 yıldır basketbolda Efes,Ülker ve Eczacıbaşı şampiyon olmaktan başka ne vermiştir. bir hiç(!) 80'li yıllara kadar basketbol bu kadar ilgi çekmezken o yıllarda TRT'de ''Beyaz Gölge" dizisi çocukları ve gençleri ekranlara kilitledi. dizideki oyunculara özenen gençlerimiz onların ismini kullanarak ( şu anda aklıma ''kuliç'' geliyor) sokak aralarına inşaat demirlerinden potalar yapılarak müthiş bir basketbol akımı başlandı. spor mağazalarında olsun pazarlarda olsun basket malzemeleri satışları patladı. okullarda ise basket sahaları mantar gibi bitiyordu. kulüplerin basketbol okulları kontenjanı kapalı gişe gibi tabiri yerindeyse.spor sergi sarayı her maçta tıklım tıklım. sonra ne oldu Efes,Ülker ve ilk zamanlarda ise Eczacıbaşı hegomanyası bıkkınlık getirdi. tuttuğumuz futbol takımlarının basketbolda da başarısını göremeyen basketseverler yavaş yavaş elini ayağını çekmeye başlayıınca 12500 kişilik Abdi İpekçi boş tribünlere oynamaya başladı.geldik günümüze.. şimdi ne oldu? futboldan sonra ikinci ilgi olan basketbol yalnızları oynamaya başladı. ülkemizde bir potansiyel olacak spor dalı yanlış uygulamaların kurbanı oldu. Ülker geç de olsa bunu anladı. işte bu hastayı diriltecek tek kulüp FENERBAHÇE. yönetimimiz doğru yolda yapılan anlaşma basketbolumuza can verecek. ölü potansiyel tekrar ayağa kalkacak. Fenerbahçemiz ülkemizin ''Beyaz Gölgesi'' olacak.

Lf1907: bu konuyla ilgili düşüncelerim açık ve net söylemeliyimki.. duygularım kalbim KESİNLİKLE HAYIR DİYOR birçok renktaşla da tartıştım ..ama aklım ve fikrim de onaylıyor... çünkü şöyle baktığımızda bize getirsi çok olucak.
1- euro leugue
2- salon
3- kaliteli oyuncular ancak diğer taraftan bakınca da BEN FENERBAHÇEYİ FENERBAHÇE OLDUĞU İÇİN SEVDİM diyorum.. 10 harf 4 hece... geçen yıl karşıydım asla kabullenemzdim ancak geçen yıl salonun o boş halini gördükten sonra duygularımla değil mantığımla fikrimle yorum yapmaya başladım... bir an duruyorum ve kendime soruyorum: şimdi ben bunu kabuulleniyorum başarı taraftarı mı olmaya başlıyorum.. yoksa ENDÜSTİRYEL TARAFTAR MI OLMAYA BAŞLIYORUM yoksa taraftar benliğimi yitirip müşteri moduna mı geçiyorum? diye aklıma sorular takılmaya başlıyor ve yok yok olmaz kesinlikle bu sponsorluk bizi bozar diyorum… 2 arasında kaldım... sonra kendimi avutmak için diyorumki biz panakrtımıza saadece FENERBAHÇE YAZARIZ BİR BİLETİN ÜSTÜNDE, BİR SKORBOARD DA "FENERBAHÇE ülker" yazacak bundan bize zarar ne? ama bizim savunduğumuz TARAFTAR olarak bu konuda duruşumuzda belli... SADECE FENERBAHÇE!, TEK SANCAK FENERBAHÇE! .. ancak şunu da eklemeliyim Ne yazıkki biz Taraftar ve camia oalrak takımımıza sahip çıkamadık ve ülker sahip çıktı yönetimimizi bu konu da eleştirmem imkansız çünkü günü şartları bunları gerektiriyor.. Gelecek günler neyi getiricek bekleyip görmek lazım TRİBÜNLER AÇISINDAN.. ama hala ikisi arasıdna gidip geliyorum dediğim gibi aklım mantığım evet diyor kalbim hayır , eklemem gerekiyor :şimdi biz: DUYGULARIMIZLA MI ?
MANTIĞIMIZLA MI HAREKET EDECEĞİZ?
CEvap:
biz duygularımızla hareket edeceğiz ancak protesto ederken FENERBAHÇEYİ değil ülkeri protesto ediceğiz bunu asla unutmamız lazım Wink Çok Yaşa FENERBAHÇE

Freelove: Sevgili Fenerbahçeliler, Resmi sitede açıklanmamasına rağmen sanırım Erkek Basketbol Şubemiz, Ülker ile genişletilmiş(ne demekse) sponsorluk anlaşması yaptı. Kapsamı hakkında hiçbirimizin bir bilgisi yok sanırım.Bildiğimiz tek şey; Ömer Onan, Mirsat Türkcan ve İbo'nun formamızı giyecek olması. Bir de ülker, Euroleague hakkını bize devretti. Aslında başta kızılması gereken kişiler basket takımımızı ortalama 100kişiye oynamaya mahkum edenler ve bu tür anlaşmalara zorlayanlardır. Ben 2. ligde de oynasa FENERBAHÇE'mizin yanında olurum,hiç önemli değil.Biz bu kulübü kupaları için sevmedik. Ben; işgal ordularına karşı düşmanca duygular beslemekte olduğumuz ,fiilen Kurtuluş Savaşımıza destek verdiğimiz için işgal kuvvetleri kapımıza o mühürü vurdu diye sevdim. Beni sonsuza kadar kulübüme bağlayan o mühürdü. Sayın Burak Şakarcan'ın deyimiyle; Fenerbahçe'nin ismine,armasına,amblemine dokunulmasın...Bu tür sponsorluk anlaşmalarına evlilik de denebilir.Peki...Evlilik kurumundan ne bekler insanlar?En başta 'tek eşlilik' demektir evlilik.En önemli öğesi ise sadakat.Biz bir kişi ile evlendik.Peki, ülker? eziktaşa Delgado'yu aldılar.
6s ye ise mutlaka sıcak para sağlayacakları söyleniyor.(yoksa bu herifler hiç transfersiz gireceklerdi sezona)
Hamsi de mamalanacak hiç merak etmeyin. Kim bu müstakbel eşimizin yardım elini uzattıkları? Bizim can düşmanlarımız.. Koynumuzda yılan besleyeceğiz renkdaşlarım.. Mustafa Kemal'in ve Kurtuluş Savaşının takımı FENERBAHÇE ve ülker.. İşin ideolojik yönüyle ilgili yorum yapmak istemiyorum.
Aklı başında herkesin ülker'in ideolojisinden haberi var zaten. Sonuç olarak,ben bir basketbol aşığı olarak çok üzgünüm. Sevgili dostlarımla acımı paylaşmak istedim sadece. Herkes eylemlerinde hürdür...Aşağıda ki söylemler değil mi bizim en çok gurur duyduğumuz olgular? FENERBAHÇE TEKTİR İTTİFAK YAPMAZ!!! BAŞARI YOLUNDA HERŞEY MÜBAH DEĞİLDİR!!! FENERBAHÇE BÜYÜKLÜĞÜ..ŞAMPİYONLUK,KUPA BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİLDİR........

Birkan ÜNAL: Sponsorlara kesinlikle karşı değilim. Bence sorun ,futbol ne kadar endüstriyelleşmeli.Sence gereğinden fazla endüstriyelleşme futbolun saflığını ve sürprizlerle dolu bir oyun olmasını bozmuyormu.Seni bilmem ama ben romantik futboldan yanayım futbolun masumiyetini özledim,garip ama bundan 5-10 yıl önce yapılan şikeleri bile özledim hiç olmazsa bu kadar organize değildi ve mafya bu kadar bulaşmamışştı.Sonuç olarak paranın gereğinden fazla işin içine girdiği her sektörde olduğu gibi futbolda masumiyetini yitirdi. Ama en üzücüsü bazı taraftarlarında bu romantizmi kaybetmiş yada kaybediyor olması.(Burada üstüne alınabilirsin.)Benim için fenerbahçenin başarısı elbette önemli fakat her şey değil,varsın şampiyon olmasın varsın Avrupa devleriyle boy ölçüşemesin benim için Fenerbahçenin anlamı çok daha büyük hiç bir sayısal kavramla yada birimle ölçülemez.Takım altıncıykende trübindeydim,2.ykende,1.ykende yukarıda dediğim gibi sıralama çok da önemli değil,o atmasferi solumak aynı duyguları paylaşmak,beraber gülüp beraber ağlamak önemli.Yoksa 1.000.000 USD hasılat var,ülker bilmem kaç usd vermiş,çok önmli değil. Çok istiyorsan destek olmayı kombine kart alırsın,taraftar kart alırsın veya aldırırsın,feneriumun marka değerini alacağın ürünlerle yükseltirsin.Emimki çok daha fazla gelir elde edersin. Kısaca futbolun sadece futbol olduğu günleri özledim.

mehmetpolat1907: demek ki kaderde 100 yıllık maziyi tam da 100. yıla girerken hice saymak varmıs. demek ki kulubumuz kurtulus savasında bir hic ugruna kapanmıs. demek ki ben bosa yıllarca Fenerbahcem farklıdır, digerlerine benzemez demişim. demek ki Fenerbahce taraftarı sanıldıgı gibi digerlerinden daha fazla sevmiyomus takımını. demek ki Fenerbahce taraftarı sadece kupaya asıkmıs. demek ki biz yarın Fenerbahcenin degil, Fenerbahce ülkerin 100. yılına girişini kutlayacakmısız. yazıklar olsun baskan.keske don demeseymisiz.keske donmeseymişsin.KESKE HİC GELMESEYMİŞSİN!!!!

Depmode: Ben bu gelisimin sadece test oldugunu dusunuyorum.Sponsorla euroleague de basari gelirse,cok gecmeden futbol icin dugmeye basilacaktir...Mantikli olan herkes bu kadar yatirimin Mrsicle,Remzi Dilli ile devam etmesini algilayamaz zira..Testin ilk senesi yumusak olacaktir,sonrasi mi?Daha da vahsilesecek bir basari istegi bizi bekleyebilir...Taraftar mi?Fenerin Bahcesi diye bir takim mutlaka kurulacak,rengi ayni olacak,elbetteki kimi insanlar Fenerbahce maci yerine Fenerin Bahcesinin ucuncu lig maclarina gidip,formasini giyeceklerdir. O forma da herhalde nostaljik cubuklu falan olur...

Oktay Avcı: Birgün, bütün kalbimle inanıyorum ki bir "romantik" Fenerbahçeli çıkacak, Ben herşeyi karşılayacağım, silin "Fenerbahçe"min yanına yakışmayan bütün sözcükleri, isimleri diyecek,
Ve yırtın bütün anlaşmaları..
Ben varım,
Biz varız,
Ve hep olacağız..
O zamana kadar,
Onlar bizi "Fenerbahçe-bilmemne taraftarı" sansınlar.
Kandıracağız onları...
Kaybetmiş gibi görünse de
Hiç kaybetmeyecek Fenerbahçe taraftarı
Kaybetmesine imkan yok çünkü..
O kadar büyük,
O kadar eşsiz,
Ve o kadar "yenilmez"....
Ben giderim, Berke kalır,
Curas gider, Bartu kalır,
Fenerbahçe, "Fenerbahçe" kalır.
Dedik ya, kandırsınlar kendilerini, bu sevgiyi "parasını ödeyerek" paylaştığını sananlar.
Onlar bir "kandırmacaya" sponsor oldular.
Çok bile aldılar...

MUS_2003: Bütün renkdaşların yazdıklarını okuduktan sonra, sizinde farkında olduğunuz bir gerçeği yazmak istedim. Fenerbahçe Bu ülkenin en büyük ve tek büyük ismidir. Yanına hangi isim getirilirse getirilsin Bir şey değişmeyecektir. Fenerbahçe o kadar büyük bir isimdir ki zamanla yanına gelen tümö isimleri ister istemez yutup yok edecektir. Durum şu: Fenerbahçe nin yanına 5 yıl süreyle ülker adı gelse, bırakın Fenerbahçe taraftarlarını diğer takım taraftarlarının çok büyük bölümü hala ve sadece Fenerbahçe yi telafuz edecek. Allah günah yazmasın ama bu "Allah bir " demek gibi bir şey. Bir dönem örneği vermek istiyorum. Bir zamanlar Türk Dil Kurumu bir çok nesne araç ve kavrama Türkçeleştirmek adına yeni kelimeler türetti. Aklıma ilk gelen Oturgaçlı Götürgeç ( Otobüs ) söylenti de olabilir tabii. Bunu neden söylüyorum. Çünkü bu millet benimsediğini özümser ve yaşatır. taraflı tarafsız bu milletin gönlünde başına sonuna ne gelirse gelsin tek ve daim olacak bir isim vardır Fenerbahçe... Dünya durdukça bu böyle de kalacaktır. Rakiplerimizin koşullarına sahip olarak onlarla mücadele etmek istiyoruz. Bu sebepten Avrupa da başarı için yabancı sınırlanması kalksın diyoruz. Bu da öle bir şey gibi geliyor bana sponsorluk ekstra bir ekonomi girdisi sağlayacaktır. Ekonomi etkili bir silah. Ben külübümüz bu silahtan mahrum olsun istemem. Tamam kuvvetliyiz daha da çok destekler daha da kuvvetlendiririz. Ama dostlar fazla mal göz mü çıkarır. Türkiye de tek büyük olan dünyada da tek büyük olsun. En beğendiğim sözle bitiriyorum: Çubuklu kalın. Herisi Hikaye...

Murat Kılıçkıran: Bir kulübün taraftarı olmak(kulüp üyeliği ile karıştırılmamalı bu kavram) yeterince duygusal bir yaklaşım..Taraftar olarak ben sadece Fenerbahçeyle ilgiliyim.. Kulübü yönetenler büyüklüğümüze uygun anlaşmalar yapmalıydılar..Örneğin adımızın yanına önüne arkasına ticari bir ürün markası eklemeden bir sponsor bulmalılardı..Forma reklamı yada stad içi reklamlar yada salon adı ile sınırlı kalacak bir anlaşmayı seçmeliydiler..Aklımda yanlış diyor bu anlaşmaya duygularımda..Belki başarı biraz gecikecekti ama büyüklüğümüze yakışır davranışlar sergilenmeliydi.. Sanırım şimdilerde Tuncay Özilhan bjk flörtüde Efes Pilsen bjk diye bir oluşum doğuracak..Sevgiler..

Kalafatoglu: Evet ben de çok sıkı bir romantiğim ve bu konuyu ( o zamanlar paftım) Antu Paf ta konu başlığı yaptım...Ben başarı için her şey muyaftır görüşüne karşıyım... Çünkü ben bir romantiğim ve bu sevdaya nasıl bulaştım bilmiyorum yani kaç yaşında FENERBAHÇEli oldum bilmiyorum galiba bende doğuştan bir FENERBAHÇEliyim:) Ve ilk aşkım kümede düşse ki düşmez yıllarca şampiyon da olamasa ben bu tribünün tozunu yutmaya devam edeceğim. Tek dileyim bizi bu kadar büyük kılan benliğimizi koruyalım...

ALEX_64: Aklım tam olmasa da evet ama benim yüreğim de kesinlikle hayır diyor.Aşağı tükürsen sakal,yukarı tükürsen bıyık.belki diyorum yönetim açısından bakmak mı gerekir.Halk arasında bir söz vardır."Bekara boşanmak kolaydır" derler.her yönüyle irdelemeden HAYIR demek insafsızca mı olur.acaba.İşin başka bir boyutu ise biz sadece kendimizden mesulken,şimdi birde sponsorun fiillerinden de etkilenir olacağız.düşünsenize PKK nın bir takıma sponsor olduğunu..Bugün bütün dünyadaki büyük firmaların falsolu işleri ,yatırım ve ilişkileri dilden dile dolaşmıyor mu? ya yarın bizim sponsorumuzun da başına böyle bir hal gelirse bizim adımıza da bulaşmayacak mı bu pislikler...Ayrıca aynı sponsor 4 takıma da aynı mesafede durabilecek midir? Bilemiyorum vede bu bilinememezlik de beni rahatsız ediyor..

RAPRAPRAPAIC: Sadece FENERBAHCE
Hem tezahuratlarımda hem de tutacagım pankartlarda sadece FENERBAHCE olacak ulkerin esamesi olmayacak.
Cunku ben FENERBAHCEYI sevdim sadece salt FENERBAHCEYİ destekledim ve oyle olmayada devam edecek.

Erdinc Oren: Merhaba. Öncelikle şunu söyleyeyim, sponsorlar ticari getiri bekledikleri için sponsor olurlar. Sosyal sorumluk adı altında lanse edilse dahi, olayın halkla ilişkiler boyutu bir pazarlama faaliyetidir. Bize 5 krş verirler, bunun karşılığında 7 krş kazanmayı beklerler (artan satış cirosu, vs). Yani olayın ekonomik boyutunda her iki taraf da kazanır. Öte yandan, siyaset hayatımızın bir parçası. Yaşantımızı şekillendiren bir olgu. Tamamızın siyasi tercihleri sonucunda da mevcut durumumuz oluşur. Burada önemli olan tercihtir. Benim tercihim ile, Ülker'in temsil ettiğini düşündüğüm tercih örtüşmemektedir. Bunun benim hareketlerimi belirlemesi normaldir.Birçok başka insanın da örtüşüyor olabilir. Dikkat edersen ki, bu konuya sadece değindim, ve bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu forumda, olayı daha öte boyuta çekmenin anlamı olmadığı gibi, yanlış da olur zaten. Ancak bir kısım insan var ki, sevsen de sevmesen de, bu şekilde düşünüyor ve düşünecek, nasıl bir başka grup insan da benim tam zıttım düşünüyorsa... Tolerans ve hoşgörü derim, başka birşey demem. Selamlar.

İlkercom: Ben Ülker i sponsor olarak kabulleniyorum sonuçta para veriyor adamlar saygı duymak lazım ama her zaman Eti veya nestle varsa ülker almamaya çalışıyorum yeşil sermaye olması ve çalışanlarına yaptığı muameleden dolayı sevmiyorum. Her kim müslüman kimliği ile ticaret yapar ben ondan kaçarım. Ama sponsorluk olayı ayrı bir şey. Başka bir firma aynı şeyleri yapsa veya daha iyi bir sponsor olsa tamam ama elde bu var.

Celal T.: Fenerbahce'nin yanına gelecek hic bir ismi kabul etmiyoruz,kabul etmeyeceğiz. Bu ruha dokunmayın,şampiyonluklar,kupalar sizin olsun.

Enselim: Bizim kafe geldi aklıma. En samimi arkadaşlarımla beraber sürekli takıldığımız kafe. Kafeye gelenlerin hepsi belliydi. Aramızda neredeyse hiç telefon kullanmazdık, kafeden haberleşirdik; o nerede ? ah şuraya mı gitti ? gibisinden. Kah param olmazdı çayımı, kahvemi içer, tostumu yer üzerine sigaramı da içer çıkardım. Çalışanı-sahibi-müşterisi belli olmayan, samimi salaş mekanımızda gözüme kestirdiğimle tavla oynardım. Kasada bekleyen olmazdı, o gün param varsa 5 günlük masrafımı çıkarır verirdim, yoksa hak getire. Bazen de kafede takılanlar olarak, pamuk eller cebe diyip kafenin faturalarını öderdik. Ben o rahatsız koltuklarda kız arkadaşımla özel masa ayarlatıp, ışıkları kıstırıp, daha önceden kafenin bilgisayarına yüklediğim müzikleri çaldırtarak ve hatta kokteylin içine maytap yerleştirip bir doğumgünü edasında, romantizmimi kısık lambalarla ama maytabın dayanılmaz aydınlatıcılığıyla güzel yüzü aydınlanan hatuna karşı yaşadım.
O kafe büyümedi koltuklarını yenilemedi ama ben sürekli oraya gittim. En güzel günlerimi orada geçirdim. Kapasitesini artırmadı, ışıkları yine kısıktı, lambaları kirliydi, masalarında mum lekeleri vardı. Mutfağına, tezgahın altından eğilerek girer suyumu içerdim. İstemezdim ‘Pardon! Bir bardak su alabilir miyim ?’ demeyi ya da yeni örtülerine çay damlatma korkusunu yaşamayı. Evet, kafe kapandı. Kapandı ama değişeceğine, kapanmasını tercih ederdim.Ben romantizmimi böyle yaşadım. Canlı performanslar olmadı kafemizde, peçeteler 26 ya katlanıp, masamıza serviz yapılmadı, en kaliteli hizmeti görmedik ama en güzelini, en samimisini gördük. Kimse zorlamadı, tıpış tıpış oranın yolunu tuttum. En içten günlerimi geçirdim orada. Burada bitirelim, bir romantik olarak duygulandım mı yoksa sinirlendim mi anlayamadım!!!

Arttvendelay: bence basari geldikten sonra fenerbahce adinin sonuna bir sponsor eklenmesiyle degerinden bir sey kaybetmez. 20 sene sonra kimse fenerbahce'nin adinin onudeki/arkasindaki sponsoru hatirlamaz ama firtina gibi esen fenerbahce'yi hatirlar

Bky: Bir gun bir sohbette sorarsınız
-peki siz hangi takimi tutuyorsunuz ?
-ben takım tutmam,bilmem anlamam o islerden cevabi veren hanim,siz tam baska konuya gecmisken devam etme ihtiyaci hisseder.
"..o zamanlar turkiye'ye gidip gelmek izne bagli.rahmetli babam iki kere istanbul'a gelmisti....butun koye anlatirdi...bize camilerin katpostlarini getirmisti...bir de uc tane kitap getirmisti gizlice,..birinin adi "tuna nehri kan agliyor" du sanirim ...bize aksamlari okurdu...turkceyi hic unutmadik hep konustuk..." der ve son bir cumle ekler "babam ve dedem Fenerbahceliydi" kupa buyuklugu derken anlatilan boyle bir sohbetten duydugunuz hazdir ! romantik olmak ,cagin gerceklerinin farkinda olarak sevmektir.Fenerbahce adinin yanina gelecek ismi kabul etmeyiz,soker atariz...nefesimiz yettikce derdimizi de anlatiriz... sadece Fenerbahce

Takal: Aslında futbolun bu kadar büyümesini istemiyorum. Dönem tüketim dönemi. Tükettirmek için reklam lazım. Reklamın büyük kitlelere ulaşması için popüler olan sevilen ne varsa kullanılması lazım. Bugün büyük kitlelere hitap eden, futboldan daha büyük bir araç yok ve bu aracın kullanılması sonucu futbol piyasası büyüdü. Futbolcular da kulpler de bundan faydalanmak istedi. Bir kaç kulüp bundan faydalanınca onlarla rekabet etmek isteyen diğer tüm kulüpler de bu çarkın içinde buluverdi kendini.
Bir 10 yıl öncesiyle karşılaştırılamaz ölçüde sponsorluk anlaşmaları yapıyor kulüpler ve futbolcular. İşin içine girmemesi gerektiği kadar para girdi maalesef ve paranın mevzu bahis olduğu ortamda ne samimiyet kalır ne de masumiyet. Ben eski futbolu istiyorum. Futbolcuların aktör yerine konmadığı, halka mal olmuş kulüpleri alakasız ülkelerden gelen alakasız işadamlarının satın almadığı, futbol takımlarının sırf daha fazla gelir elde edilmesi için dünyanın öbür ucunda hazırlık kamparı yapıp, biletli seyirci önünde idman yapmadığı futbol zamanlarının geri gelmesini istiyorum. Futbolcuların yine herkesten çok kazanmasını ama reklam yıldızı olmamasını istiyorum.

Omercelik: Takım tutmakla bir takımın mensubu olmak arasındaki temel fark Fenerbahçeli olmak ile başka takımları tutmak arasındaki farktır.Fenerbahçe Ülker değildir zira Ülker de "Biz Beşiktaş'ın şampiyon olmasını istiyoruz çünkü onlar bizim ana sponsorumuz." diyor.Bunu diyen bir marka bizim adımızın (dikkat edin Fenerbahçe bizim adımızdır) önüne kendi adını koyamaz.Ne Ülker adını koyabilir ne başka markalar.Ne yani Ülker ile bu anlaşmaları imzalamazsak bir şey mi kaybederiz, zira bu tip para anlaşmalarına durumu kötü olan BJK ve 6S lilerin ihtiyacı var.Bu anlaşmalar olmadan olmaz diyenlere örnek mi Barca. onalar reklam almıyor ve alsalar bile sosyal içerikli reklam alıp farklarını ortaya koyuyorlar.İstemem başka isim ama o zaman takımımıza daha fazla destek olmalıyız bunun da bedeli bu.Biz tek başımızayız başkaları ittifak.Tıpkı Kurtuluş Savaşında olduğu gibi.
Yasad: fenerbahçe isminin önüne, arkasına, altına, üstüne hiç bir maddi koşul karşılığında başka bir isim gelemez. Değil ülker, Barselona futbol takımını verse şart olarak da Takımın ismi Fenerbahçe Barselona Spor Kulübü olsun dese yin de "H-A-Y-I-R".
Bu görüşümü geçensene bjk'ın ilgili topiğinde yazmıştım. Bir kez daha tekrarlıyorum. Bu iş formaya reklam almaya benzemez. Adın değiştimi artık sen o değilsindir. Sen x'ken yanına y ismini aldınmı artık x değil xy'sindir. Benim için aslolan Fenerbahçe'dir. Ama Fenerbahçedir, Fenerbahçe Ülker değil... Bu arada sponsor grupla ilgili hiç bir derdim yok. Hangi grup olursa olsun aynı şeyleri düşünürdüm.


Yazan: alikutay Tarih: 2006-07-22 07:13:03, 2006-07-22 07:13:03

Bağlantı


<- Geriye dönebilirsiniz | Bu sevda bitmez devam ediniz ->