Şu son günlerde ıslık ve yuhalama muhabbetinden ya da eleştiri adı altında yazılanları okuduktan sonra insanın sorası geliyor.
Neden Kadıköy’de Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon maçlarında tribünde bir kere Kaptan’ı, Rüştü’yü yuhalamadınız? Neden o maçlarda takımı ıslıklamıyorsunuz? Neden sadece bu maçı mutlaka almalıyız diye düşünüyorsunuz? Ve Doksan dakika bir kere susmuyorsunuz. Bir taraftarın nasıl olması gerektiği konusunda dünyaya eşi benzeri olmayan bir örnek gösteriyorsunuz.
Madem o kadar gerçekçi ve Fenerbahçe’nin yararı için bu işleri yapıyor ve doğruyu gerçekleri gösteriyor, her yerde Fenerbahçe’nin yararına eleştiriyorsunuz. Bir kere de bu işi bir Galatasaray, Beşiktaş veya Trabzon maçında yapsanız. Neden yapmıyorsunuz? Neden derbi maç öncesi o çok savunduğunuz demokratik hak olan eleştiri özgürlüğü ilkesini maç öncesi iş yerinizde, okulda, evde kısacası her yerde veya maçta kullanmıyorsunuz? Neden o günlerde Fenerbahçe’yi futbolcusunu veya hocasını eleştirmiyorsunuz? Ve niye o maçlarda Fenerbahçe’yi yuhalamıyor? Islıklamıyorsunuz?
Siz de biliyorsunuz, yapamazsınız. Çünkü o maçlarda Fener gol yerse sizde o golü yerseniz. Okula, işe nasıl gidersiniz. Rakip takım taraftarı akrabalarınızın, arkadaşlarınızın yüzüne nasıl bakarsınız? Sırf o yüzden içinizden futbolcuya ne kadar küfretmek gelse de, takımı ne kadar ıslıklamak gelse de, taraftarlığı elden bırakamazsınız.
İşte hep destekçiler ile diğerleri arasındaki fark burada… Bizim gibi gözleri kör, saflar ordusu her zaman, her yerde ve her maçta sadece taraf olduğunu, taraftar olduğunu unutmuyor. Her maçını bir Galatasaray, bir Beşiktaş, bir Trabzon maçı gibi görüyor ya da benim hayatıma tad veren Fenerbahçe… Ben onu nasıl ıslıklarım? Nasıl yuhalarım? Ben ona nasıl kıyarım? Diyor.
Olsa olsa belki onsuz geçen günlerde devre arası veya sezon sonunda sevgiden doğan bir iki sitem işte o kadar…
Sizinle taraftarlık anlayışımız arasındaki fark ne kadar açık değil mi?
|